30 Kasım 2010 Salı

Keyfin gelsin yerine!

Havalar erken kararır oldu, bulutlar çoğalır oldu gökyüzünde. İş tempoları yükselirken, trafik çekilmez hale gelirken, nasıl mutlu olunur? Böyle bir ortamdan çıkınca yoga dersine nasıl adapte olunur? Şöyle:


Muhteşem yoga dergisi yogajournal'ın Almanca versiyonunu karıştır karıştır bitiremedim. Ne kadar zengin bir dergi, keşke Türkiye'de böyle bir dergi çıksa. Zor... Paylaşmadan geçemeyceğim bir yazı okudum. O da mutluluk veren asanalarla ilgiliydi. Büyük şehir temposunda gittikçe azalan keyfinizi bu duruşlarla yerine getirebilirsiniz.

Uzmanlar belirtiyor: Mutlu ruh haline daha çok sahip olan kişilerin, sorun yaşasalar bile, daha kısa sürede mutlu olma, kendilerini neşeli hissetme durumlarına girmeleri kolaylaşıyor. O günkü ruh haliniz düşükse bile, matınızın üzerine ayak bastıktan dakikalar sonra keyfiniz yeniden yerine gelecektir. Uzun süre depresif kalmanın kimseye hayrı olmayacağı kesin. Eğer kendinizi yoga yaparken daha mutlu hissetmek istiyorsanız, bu asanaları mutlaka ders programınıza ekleyin:)

Aç kalbini! Bu beş asanayı gerçekleştirirken, göğsünüzün karşıya doğru açık olması önemlidir. Derin nefesleri göğsünüze kadar çıkartmaya çalışın. Tertemiz, bembeyaz nefesler aldığınızı hayal edin. Dilerseniz güzel bir yeşil rengi de kafanızda canlandırabilirsiniz.

Utthita Trikoasana (geniş üçgen duruşu)


Anjaneyasana (hamle duruşu)

Bhujangasana (kobra duruşu)
Kapotasana (güvercin duruşu versiyonu)


Ushtrasana (deve duruşu)
Keyfiniz olabildiğince yüksek olsun. Yoga yaparak kendinize zaman ayırın. Lao Tzu diyor ki: "Kendine dönmeyen çılgına döner!" Bunu gerçekleştirebileceğiniz, kendinize zaman ayıracağınız en güzel yerlerden biri yoga matınız...
Namaste.





25 Kasım 2010 Perşembe

Anlatmam gerek...

Uzun bir aranın ardından tekrar bloguma yazıyorum. Tatil girdi, yollar girdi, ara girdi ama yoga ile aramıza mesafe girmedi. İzmir'de en yakın arkadaşımla birlikte ormana karşı nefis bir yoga seansı düzenledik. Gökyüzünün mavisi, bulutların pamuksu beyazlığı derken çakralarımız harika bir denge yakaladı. Yakaladı ki böylesine güzel bir haftanın içerisinde buldum kendimi... Anlatacak çok şey var!


Bugün çok özel bir gündü benim için her açıdan: Hocam Özlem Liz Vardan'ın geçtiğimiz sene Kadıköy Belediyesi'yle birlikte yürüttüğü gönüllü projenin devamı için bir toplantımız vardı bugün. Şiddet görmüş kadınlarına özel olarak düzenlenen bu yoga derslerinde, büyük faydalar görülmüştü geçen sene. Türkiye'de bir ilk olan bu gönüllü projeyi başlatan altın kalpli ismi Özlem Hocam, her ne kadar yurt dışına gitmeye hazırlansa da, yaktığı meşaleyi devretmeye kararlıydı. Yoga Alliance eğitim sınıfında gönüllü olan arkadaşlarımızdan Devrim ve ben, düzenli olarak bu projeyi devam ettirmek için bugün güzel bir toplantı gerçekleştirdik. Aralık başı başlıyoruz. Yogadan herkesin bir faydası olacaktır elbette, ama en gerekli noktalara ulaşabilirsek, ne mutlu bize.

Daha önce Kanada'da uyuşturucu kullanan gençlerle, şiddet görmüş kadınlarla benzeri çalışmalar gerçekleştirmiş olan Özlem Hoca, bunun Türkiye'de ilk defa gerçekleşmesine çok şaşırmış. Her şeyin bir ilki olmalı ne de olsa. Özellikle bu tarz katılım gruplarında büyük faydalar, düzelmeler görülmüş. Geçen sene Kadıköy'de yapılan yoga çalışmalarında da, katılımcılardan çoğu olumlu değişimler göstermiş. Bu tarz düzelmelerin daha çok görüleceğinden de eminim ben. Bir kişinin tekrar topluma kazandırılması bile harika geliyor kulağa. Dileriz bu tarz gönüllü projeler her açıdan artar.

Pazar gününden içime neşe doldu, heyecan doldu. Jiva'da bu hafta ders vermeye başladım çünkü. Bugün ilk dersimi verdim, arka arkaya 2 derse girmenin heyecanı halen hücrelerimde dans ediyor. 18.30 dersini klasik bir Hatha dersi olarak tasarladım kafamda, enerjimizi yükselttik, günlük stresimizi attık hep birlikte sınıfça. Güzel, kalabalık bir sınıfın karşısında ders vermek bu kadar mı güzel olur? Derse giren tüm katılımcılara kalben teşekkür ediyorum.

Ardından 19.30 sınıfına girdim, çok senkronize ve estetik bir sınıftı. Hep birlikte sağa eğilmek, aynı anda nefes sesini kulaklarımda duymak beni çok şaşırttı. Mest oldum. İlk kez bu sınıfta, Jiva üyelerine ders verdim ne de olsa. Bugün benim için bir ilkti, bu ilki Jiva'da yaşamak ne hoş ne güzel. Teşekkürler Didem Hocam, teşekkürler Özlem Hocam... Ayrıca derste beni yalnız bırakmayan ve içimdeki mutlu heyecanımı dengelememde yardımcı olan asistanım, canım arkadaşım Bahar'a da çok teşekkürler. Nasıl rahatlattın beni, nasıl destek verdin, bilemezsin:)

Yarınki dersim için güzel bir uyku çekeceğim. Tek başına yoga yapmak tartışılmaz bir keyifti, evet. Ama kalabalık bir sınıfta, mumlar eşliğinde, yumuşacık bir müzikte rahatlamak, gelen kişilere bir rehber olmak tarif edilemez benim için. Bloga yazıyorum yazıyorum, yine tam anlatamıyorum sanki hislerimi.

Tatilden dönen herkesin bu haftaya alışmasının kolay olmayacağını tahmin edebiliyorum. Bol bol yoga yapın, esneyin, nefes alın ve rahatlayın. Tatil ruhu hep içinizde olsun, yoksa hayat zorlaşıyor.

Bu arada bir önceki yazımda Tao Te Ching kitabından bahsetmiştim. Kitabı İzmir'de güzel bir kitapçıdan aldım. Okuyorum... En kısa zamanda daha detaylı bahsedeceğim. Herkese tavsiye ederim bir kez daha.




Güzel bir hafta sizinle olsun.


Namaste.








16 Kasım 2010 Salı

Gökyüzünün altındaki güzel bahçe

Planlarımın sadece kafamda yer aldığını bana bir kez daha hatırlatan Nut, pazar sabahı sertifikamı keyifli bir şekilde alamayacağımı gösterdi. Bir takım aksilikler, gecikmeler derken İzmir'e doğru yola çıktım...

Uzun bir araba yolculuğunun ardından, İzmir'e ulaşabildim. Son derece yorgun olmama rağmen, uyku öncesi kendime güzel bir yoga seansı armağan ettim. Yol boyunca belimde oluşan rahatsızlık, neyseki kendini rahatlığa bıraktı. Bence her yolculuğun ardından biraz gevşeme yapılmalı.

Güzel bir yerde kalıyorum İzmir'de. Adından belli Güzelbahçe. Akşam karanlıktı gelince ama sabah yeşillikler içinde buldum kendimi. Tertemiz bir hava ve ardından güzel bir kahvaltı, bir de üzerine yine yoga. Hep yoga. Düşüncelerimdeki akış, kendini ormanın yeşilliğine doğru bırakıverdi. Mavi bir gökyüzü vardı üzerimde, hava ılık, sıcak. İzmir'e aksisi yakışmaz ki zaten.

İstanbul'a olan sevgim tartışılmaz ama insan doğduğu kentle arasında bir bağ yaşıyor. Benim es geçmiş olduğum bir bağdı uzun zamandır. Yeşilin etkisiyle kalbimi kocaman açtım bu şehre doğru. İçimde çocuksu bir sevgi uyandı, saf ve temiz. Ne kadar özlemişim ben seni... Çocukluğum geçtiği şehri...
Bu tatilde güzel bir dinlenme gerçekleştirmek üzere yanıma çeşitli kitaplar aldım ama bugün nette gözüme Tao Te Ching isimli kitap çarptı. Lao Tzu tarafından yazılmış olan kitap, Yol Yayınları tarafından Yol ve Erdem- Söz ve Can ismiyle çevrilmiş. Hayata dair harika öğretiler yer alıyor. Şu an bu kitap elimde değil ama en kısa zamanda anlayabileceğim bir dildeki çevirisini okuyacağım. Paylaşmadan geçemedim...

“Tolerant like the sky,
all-pervading like sunlight,
firm like a mountain,
supple like a tree in the wind..."



"Gökyüzü kadar hoşgörülü,
Güneş gibi her yere ulaşabilen,
Dağ gibi sağlam,
Rüzgardaki bir ağaç kadar esnek..."


Kendimi bu sabah ağaçlara doğru bakarken, derin derin nefes alırken aynen böyle hissettim. İçimdeki hissin sonrasında internette okuduğum bir metinle birleşmesi, o kadar iyi geldi ki. Kitap bence derin ufuklar açacak bir potansiyele sahip. Belki bu uzunca tatilde okunabilir:) Yolum kitapçıya düşmeli yarın...

Sertifikama bayram sonrası pazartesi günü kavuşacağım. Hayatın gizemi izin verirse tabii:)
Herkese mutluluk dolu bir tatil diliyorum. İyi bayramlar.

10 Kasım 2010 Çarşamba

Mutlu heyecanlardan gizeme...

Her insanın hayatında çok mutlu olduğu anlar vardır. Mutluluğu tüm iliklerinizde hissedersiniz. Cumartesi günü saat 11'e doğru, mutluluğu iliklerimde hissettim. Sınavın ardından...

Cuma akşamı çok heyecanlıydım. Müziğimi kontrol ediyorum, değişik seriler yaratmaya çalışıyorum, içim içime sığmıyor. Gecenin saat 12snde güneşe selam serileri yapıyorum. Olacak şey değil, sınav heyecanı işte.


Sabah kursa gelirken, taksiden inerken çantam yere düşüyor, aslında ben sakinim sanıyorum ama bedenim ne kadar heyecanlı olduğumu bana hatırlatıyor. Sınıftaki matları hazırlıyorum, battaniyeleri, ne de olsa ilk sınav benim. Müziği kontrol ediyorum, sonra herkes yerlerine geçiyor... Kalbim güm güm:)


Aktif bir ders yapıyoruz, Ashtanga serileri, kartalla birleşmiş savaşçılar vb. 1 saatin sonuna doğru herkes savasanada. Çok kontrollüyüm, hatta çok ciddiymişim ders boyunca. Kontrollü olduğumunda farkındayım. Arkadaşlarım savasanadan kalkıp, dersi bitirme kısmına geldik, eller kalbin önünde: "Ders katıldığınız için çok teşekkür ederim, namaste" dedim. Başım öne eğikti, kaldırıken bir başladım ağlamaya. Durduramıyorum kendimi. Nasıl bir enerji var sınıfta, harika bir enerji, herkesin suratında huzurlu gülücükler, ben ağlamayım da kim ağlasın:) Tamamen mutluluktan ve hissettiğim manevi tatmini asla ama asla kelimelerle anlatamam. Bakmayın bu kadar kelime karaladığıma. Hayatımda yaşadığım en güzel hislerden biriydi cumartesi günkü dersim.


Ardından Devrim, İmge, Bahar, Melda ders yaptırdı. Hepsi ayrı ayrı güzel, ayrı tatlardaydı. İmge'nin dersinde asistandım, onunda dışında toplam 4 saat yoga yaptım cumartesi. Pazar günü de 4 sınav vardı: Gonca, Hatice, Sinem ve Emine. İyice yorulduk, iyice dinlendik ve muhteşem yogayla dolu 2 gün yaşadık. 8 saat dolu dolu yoga, hem de iki günde. Her ay bir kere yapılsa nasıl muhteşem olur. Tüm arkadaşlarıma güzel dersleri için çok teşekkür ediyorum.

Pazar gününün sonunda hepimiz çok yorgunduk. Ama kursun başlangıcında çektiğimiz Tanrıçalarımızla ayrılma, yeni Tanrıçalarımızla tanışma zamanı gelmişti. Dünyalar tatlısı Özlem Hocamız, bizi öncesinde beyaz adaçayı ile tütsüledi. Enerjimizi dengeledik. Kendimi bir masalda gibi hissettim. Tüm bunlar gerçek olamazdı:) Gerçek olmayacak kadar güzel ve saftı.

Asla ayrılmak istemediğim ve bana gerçekten bereket, şans getiren Lakshmi'nin yerini, Nut aldı benim için. Gök yüzünün Tanrıçası olan Nut, bana hayatın gizemli yanına güvenmemi ve kendimi serbest bırakmayı öğretecek. Tüm kötülüklerden beni koruyacakmış.
Yoga Alliance sertifikamı Jiva'dan alacağım için (bu pazar sabahı samimi bir brunch eşliğinde) kendimi çok şanslı hissediyorum. Buradan eğitim almaya karar vermem, hayatımdaki en doğru kararlardan biri oldu. Hepimizin yolu açık olsun! Tanrıçalar ve melekler bizi korusun....





4 Kasım 2010 Perşembe

Dengesizliğimizin nedeni: Zihnimiz

Gökyüzünün gücü adına! Biri güneş, diğeri ay... İkisi de içimizdeymiş meğer. Neler saçmalıyorsun diyebilirsiniz. Üstad B.K.S. Iyengar üzerine hazırladığım bitiriş ödevimde içimizdeki güçler yüzünden dengesizlikler yaşadığımızı öğrendim.

1918 yılında dünyaya gelmiş olmuş olan Bellur Krishnamachar Sundararaja Iyengar'ın 'Yoga ve Siz 'isimli kitabını okudum en son. Iyengar yoganın da kurucusu olan Yogacharya Iyengar'ın harika bir dünya görüşü var. Birlik konusunun hayatın ve yoga alanının her alanında var olmasını savunuyor.

Her yoga türünün aynı amaca hizmet ettiğini vurguluyor Iyengar. Hatha yoganın kelime anlamını açıklıyor ve kendi içimde yer alan bir soruya da cevap veriyor: Neden dengesizlikler oluyor içimizde? Cevabı Hatha'da saklı.

"Ha" Sanskritçe'de güneş demek, "tha" da ay. Güneş, ruhumuzu temsil ediyor. Güneş istikrarlı, enerjisi hiç tükenmiyor. Ruhumuzun da enerjisi hiç tükenmiyor. Ay ise, her ay gel gitler yaşar. Ay, zihnimizi temsil ediyor, enerjisi bir artıyor, bir azalıyor.

Sizin zihinsel haliniz ay içinde nasıl olur bilmem, ama benim çok sık yaşadığım bir durum gel git hali. Enerjinin (zihnimdeki enerjinin) azalması, düşmesi... Yoganın amacı burada devreye giriyor. Bilincimizle bedenimizin enerjisini dengeye getirdiğimiz zaman, bilinç sakinleşmeye başlıyor. O sakinleşincede, ruhumuzun enerjisi, yani güneş bilincimizi ve bedenimizi kapsıyor. Dengeli, istikrarlı ve enerjik bir hal alıyor her yerimiz. Her yerimizden kastım: Bedenimiz, bilincimiz ve ruhumuz.

Şu üç ayrım üzerine düşünmek bile insanın kafasında geniş ufuklar açıyor. Sadece göründüğümüz gibi değiliz. Sadece düşündüğümüz gibi de değiliz. Hem bir bedenimiz var, hem bir ruhumuz hem de bir bilincimiz. Dengeyi yakalamak kolay değil, ama yoga ile mümkün.

İçinizdeki güneşin her zaman pırıl pırıl olması dileğiyle:)
Namaste.

1 Kasım 2010 Pazartesi

Enerjimizin son hali

200 saati tamamlamaya az kala, son pratik dersimizde bu sorunun cevabını verdim kendime: Enerjimiz ne hal aldı? Kocaman, sevgi dolu bir enerji bizim ki... görmek için bir an sınıfa bakmanız yeter...

Bugün son dersti. Evet. Bunu not defterime yazarken bile yutkundum. Ardından, ders esnasında birçok arkadaşımın da yutkunduğundan, göz yaşlarıyla ufak tefek mücadele verdiğinden, hatta mücadeleye yenik düştüğünden bile eminim.





Amerika'ya gitmeye hazırlanan Melis arkadaşımızın sınav günü bugündü. Ben de asistanıydım:) Gururla! Bunu da belirtmek isterim. Melis'in ders öncesi yaptığı konuşma, zaten kalbimize dokundu: " Bu dersin çok güzel olmasını, bu anı doyasıya yaşamanızı istiyorum. Çünkü bu bir daha olmayacak!" dedi. Elbette en kısa zamanda buluşacağız, ama bugün onun sınavıydı ve evet, aynısı tekrarlanmayacak. An'a odaklanmaktan başka elden ne gelir?




Bir yanda dışarda 29 Ekim Kutlamaları'nın gecikmiş geçit töreni bas bas gerçekleşirken, Melis harika bir ders gerçekleştirdi. Garip bir gündü, sokağa baktım dışarda bir kalabalık, saçma sapan bir düzen, o garibim lise öğrencilerine bile "rahat- hazır ol" talimatları veriliyor (ne gerek var?), bir yanda bir sınıf dolusu insan yoga yaparak sakinleşiyor, huzur doluyor. Yeni bir eğitmen sınavını veriyor. İlginçti.


Çok duygu yüklü, sevgi dolu bir gündü. Çekilen fotoğrafların, atılan gülücüklerin haddi hesabı yoktu. Melis'in sınavı esnasında asistan olarak sınıfı izleme şansım oldu. Herkesin aynı anda nefes alması, 10 tane nefesin 1 nefes gibi duyulması, o enerji, o duygu, anlatılmaz, ancak yaşanacak bir olaydı. Melis'in dersinin ardından karma yoga yapıp bir güzel yemek yiyen sınıfımız, ardından tekrar ders yaptı. Bir de üzerine restorative yoga yaptık... Muhteşemdi!





Özlem Hoca'nın bize verdiği detaylı eğitim için ona ne kadar teşekkür etsem az. Uzun süredir yoga yapmama rağmen, bugünkü restorative yoga (şifa yogası) deneyimim benim için nefes kesiciydi. Bol yastık ve battaniyeler kullanılarak yapılan şifa yogasında, tamamen rahat olmanız önemli. Duruşlarda en ufak bir zorlama, sıkılma gerçekleşmiyor. Nefeslere odaklanma, nefesi aksatmama şart. Ayrıca bir de üzerine aromaterapi eklenince, harika bir deneyim sizi bekliyor demektir. Benim öyle oldu. Savasana'dan sonra yenilenerek kalkıyor insan. Her savasanada bu oluyor elbette, ama restorative yogadaki apayrıydı. Chakralara odaklanmak, onları temizlemek, açmak. Herkesin mutlaka tatması gereken bir yoga tarzı. Mutlaka derslerimde bu yogaya yer vereceğim.

1,5 saat süren derste, chakralara yönelik duruşlar yapılıyor (neredeyse 8-9 duruş gerçekleşti). Her duruşta 10 dakikaya yakın bir süre kalınıyor. Ufak masajlar ve sürülen chakralara uygun yağlar sayesinde, ruhunuz taptaze bir hal alıyor. Tarçın, bergamot kokuları hala burnumda, hala ruhumda...

Bu şekilde noktaladık pratik derslerimizi. Nokta pek yakışmadı bu sınıfa. Haftaya sınavım var. Hepimizin:) Hafta içi yazılılar, hafta sonu ders vereceğiz teker teker. Benim sınavım cumartesi ilk olarak gerçekleşecek. Kurs süreci bana beklediğimin çok ama çok üstünde bilgiler verdi. Çok güzel insanlar tanıdım ve hayatıma kattım. Bir süreç bitiyor, yeni bir süreç başlıyor. Heyecan dorukta. Şans dileyin bana...