22 Nisan 2013 Pazartesi

Annelik- Nefes- Özlem


Kendi kalp atışlarını dinlemek. Hayatımızda kaç kere yapıyoruz acaba? Geçenlerde aklıma geldi derste böyle bir cümle kurarken. Yılda kaç kere kalp atışlarımı dinliyorum? Toplam ömrümde ne kadar? Her gün, kulak veriyor muyum? Nasıl olsa atıyor, bir öyle bir böyle diyip çoğu zaman es geçiyorum belki de bu atışları… 

Geçtiğimiz hafta itibariyle, güzel bir yoğunluk vardı, önce Demet Sunar’ın hamilelik, annelik, doğum ve sonrasındaki döneme dair bir buluşma gerçekleşti. “İçindeki Anneyi Doğurmak” adı altında. Son birkaç yıldır katılma fırsatı yakaladığım tüm çalışmalarda, eğitimlerde, derslerde fark ediyorum da, anlattıklarını kendi deneyiminden aktaranlar ile, bir konu hakkında belki dünyanın en müthiş, en pahalı eğitimini alıp aktarmak arasında nasıl da bir uçurum oluyor. Demet Hoca, kendi deneyimlerini aktarırken, sadece gerçeklik vardı. Pembe bulutlar değil, annelik dönemindeki zorluklar, sabır, uykusuzluklar, kaygılar ve tüm bunların muhteşem bir hediye ile, dünyanın en güzel hediyesi sanırım bu duyguyu tadanlar için, bir bebekle taclandırılmasıyla dengelenmesi; annelik. Her şeyden önce, anne olarak zaten ihtiyaç duyulan gücün kişide mevcut olduğunun altını çizdi. Dışarıda değil, içeride var her bilgi. En iyisini aslında anne biliyor. Annelik öncesinde yoga yapmasının, hamilelik döneminde devam etmesinin, annelik konusunda ona ne kadar fayda sağladığını bizlerle paylaştı. 



Hemen ardından nefesle ilgili bir buluşma vardı, sevgili Elif Şandan Doygun
ile. İki gün boyunca, bir sürü nefes tekniği öğrendik. Nefes, yaşam demek ve her şey bir nefesle başlıyor, bir nefesle her şey değişiyor. Nasıl aldığımız önemli ama daha da çok doğru düzgün nefesi verebilmek. Hep almaya odaklıyız doğru nefesi, ama bir o kadar (hatta biraz daha fazla) doğru nefes vermeyi öğrenmenin önemi beynime kazındı birkez daha. Doğru nefes alıp vermeyi bilerek geliyoruz dünyaya, sonra bir şeyler oluyor, belki okula gitmeye başlıyor çocuk, belki başka stresli bir durum ve yavaş yavaş sığlaşıyor nefesler. Hele hele çocukken doğru nefesin korunması, özellikle ülkemizdeki anlamsız sınav karmaşası döneminde, ergenlere doğru nefesi öğretmek ne kadar da önemli. Hayati bir önem! Maalesef es geçiliyor ve bunun etkisi de tüm hayata yansıyor. Başarıya, mutluluğa, huzura, sağlığa. Bir workshoptan çok, kısa bir eğitim gibiydi benim için bu buluşma. Antalya’dan gelen eğitmen arkadaşıma bir kez daha teşekkürler. Çalışmaya katılan bir dostum Elif için, “Bir peri kızından nefes almayı öğrendim” demiş, gerçekten de öyleydi. 


Ve dün, yaklaşık 2,5 yıldır görmediğim hocam ile sarıldık tekrar birbirimize. Bana kurduğu her cümle altın değerinde olan Özlem Liz Vardan ile buluştuk Baraka’da. Buluşmaya ilk kez gelenler de vardı, onu benim kadar özlemiş olan diğer öğrencileri de. Ne yazsam boş, gerçekten duygularımı anlatamam. Dün de anlatamadım, ona ders sonunda teşekkür ederken kelimeler dizildi boğazıma, gözlerimden döküldü sözlerim. Hayalini kurduğum bir yerde, hayalini kurduğum eylemlerde bulunma cesaretini kendisinden aldım. Zorlandığım anlarda, “Nasıl yapacağım bilmiyorum?” diye sorarken sadece bana verdiği en büyük öğüt: “Kalbinle yapacaksın Ece”, oldu. Ve gerçekten öyle de oldu, ne zaman unutsam, kendimi çaresiz hissetsem bu cümleyi hatırlıyorum. Ve geçen birkaç yılın ardından, şunu biliyorum, bir şeyi seviyorsam, yapmak istiyorsam, çalışırsam, sabredersem, bunu her zaman her yerde yapabilirim. Öyle ya da böyle. Ebatı, tarihi, süresi değişebilir, ama bir yerden ulaşabilirim istediğime. Sonsuz teşekkür önce hayata, benim için hep ışık olan Özlem Liz Vardan’a ve yanımdaki tüm güzel insanlara.


13-16 Haziran'da Kazdağları'nda gerçekleşecek Yoga ve Meditasyon Kamp'ıyla ilgili detaylar için tıklayabilirsiniz.

Güzel bir hafta olsun herkese.
Namaste.

7 Nisan 2013 Pazar

Merkez


Yogaya ilk başladığım zamanlarda, “merkez, merkez, merkez” derlerdi de tam hissedemezdim…



Merkezden uzamak, her yöne köklenmek, yerleşmek, her neredeysen, hangi duruştaysan, hangi histeysen, o şekilde, nefesle, bir o yana bir bu yana, her yöne dokunmak ve bir olmak yerle&gökle.

Merkezde olmayı sevmek, öğrenilen bir durum yine işte o güzel, biricik çocukluğumuzdan bu güne devam eden. İlgi çekmeyi sevmek. Haklı olarak, ailenin sevgisi eşittir merkezde olmak diye algılanıyor. Sonrasında tüm hayatta aynı yaklaşım. Onun bunun arasında dururken merkezinde durmak, onun bunun ilgisini çekmek. Neden kendi kendine bu ilgiyi vermek, ilgiyi almak gerçekleşmesin ki… Merkezde olmak sevgiyse misal, neden bu sevgiyi ben kendime vermiyorum, neden bu ilgiyi kendime göstermiyorum? Başkalarından almak şart mı? Bir dengesi mutlaka vardır, her şeyin bir dengesinin olduğu gibi. 



Biraz sessizlik, biraz alan, belki bir mat, belki bir halı üzerinde bırakmak kendini yere, toprağa, çimene, evrene ve dinlemek kalp atışlarını. Mutluluk bir an için bu, öylesine huzurlu, öylesine kusursuz. Mükemmellik diye çırpınılan, ellerle yakalanmaya çalışılan, belki sırt üstü uzanma ile birkaç nefesle geliyor yerleşiyor zaten merkezine.

Merkez, bedeninin başında, zihninde, aklında değil de, her şeyin birleşmesiyle, hatta biraz daha aşağılarda: Kalpte, karında. Biraz ezber bozmak, biraz okuduklarına, söylenenlere kulaklarını kapamak. Dışarı kapananı, biraz içe açmak. Biraz…


Yoğun bir kış döneminin ardından, birçok şey öğrenerek, bir sürü tatlı, kıymetli insanlarla tanışarak nisan ayını karşılıyorum kendi ajandamda. Günlüklerin, defterlerin başına atılan tarihler değişirken, Baraka Yoga’nın matlarındaki kişi sayısı artarken, yorgun ama bir o kadar da huzurluyum.

Zamanla, sabırla ve denemeden hiçbir şey öğrenilmiyor. Çok daha başı her şeyin, ama küçücük bir oda bile olsa yoga stüdyosu, yoga eğitmenliği ile orayı idare etmenin apayrı şeyler olduğunu deneyimlemiş olduğumu kabul ediyorum. Ders vermek, ders almak öylesine keyifli, diğer kısımlar ise öylesine farklı ve yeniydi ki… Bu hafta sonu, 13-14 Nisan’da çok kıymetli bir eğitmen arkadaşım olan Elif Şandan Doygun, nefesle ilgili bilgilerini bize aktarmak üzere Baraka Yoga’ya geliyor. Nefes konusunda iyice derinleşeceğimiz bir çalışma olacak. 

Benim için sanırım en önemli buluşma 21 Nisan’da gerçekleşecek. Hayatımda çok önemli bir role sahip olan hocam Özlem Liz Vardan, Düşünce Gücü ve Yoga Yoluyla Uygulanması Workshop’u için Baraka’da olacak. Bazı insanlar hayatınıza güneş gibi doğar ya, sadece pozitiflik, sıcaklık gibi algılamayın, son derece güçlü bir duruşa sahip, bilgisi, insanlığı ve enerjisiyle. Psikoloji bilgisini, yoga deneyimiyle birleştiren benim için örnek bir kadın kendisi. Onu görmek ve onu dinlemek, onunla bu workshop vesilesiyle tekrar yoga yapmak bana çok iyi gelecek. Vaktiniz olursa, siz de farklı bir ekolden gelen, Özlem Liz Vardan ile tanışmak için yolunuzu Baraka’ya düşürün.

Ayrıca 13-14-15 Haziran’da sevgili dostum Devrim Öztürk ile Kaz Dağları’nda keyifli bir Yoga Kamp’ı gerçekleştireceğiz. Detaylı bilgiler çok yakında, burada ve www.barakayoga.com’ da.

Hoş geldi bahar! Keyifle, neşeyle ve sağlıkla geçsin…

Namaste.