Kayıtlar

Yoga yazıları etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Neye ihtiyacın var?

Resim
Geçen gün bir dostumla sohbet ederken, ihtiyacını öyle iyi tanımladı ki... İşte bu dedim! İnsanın neye ihtiyacı olduğunu bilmesi, kendisini bilmesi ne harika bir şey.  Yoğun iş temposu, kurumsal hayat, hız, acele, yetişmesi gerekenler, yukarıdan gelen emirler... Mesela Vinyasa Yoga (yani daha hareketli olan, her nefeste (neredeyse) bir duruşa geçilen, sürekli bir akışın olduğu Yoga stili) ona o kadar hitap etmemiş bir döneminde. İş hayatındaki hisse benzetmiş bu hali. Tam tersine, durmaya, sessizliğe, kendi hızına hasret çekiyormuş. Yin Yoga (bir pozda daha uzun süre kalınan, genellikle yerde uygulanan, daha sakin, meditatif, durağan bir Yoga stili) ilaç gibi gelmiş, halen de iyi geliyor kendisine.  Peki, sen, ben, farkında mıyız ihtiyaçlarımızın? Herkes, sen dışında herkes sanki daha iyi biliyor neyin sana iyi geldiğini. Ne yemelisin? Ne giymelisin? Nasıl uyumalısın? Nasıl ilişkiler kurmalısın? Nasıl hareket etmelisin?  Ve içine sinmese de, ...

İlk kez yoga dersine gideceklere tavsiyeler

Resim
Uzun bir aradan sonra, içimden yeniden yazmak geldi buraya. Geçen sene çok keyifli geçen bir Yoga Eğitmenlik Eğitimi'ni tamamladık İstanbul'da sevgili yol arkadaşım Devrim Öztürk ile beraber, aynı zamanda üç yoga kampı gerçekleştirdik ikisi Datça biri Kazdağları'nda olmak üzere. Yeni kampların duyurusuna hazırlanıyoruz, Devrim İstanbul'da derslerini vermeye devam ediyor, ben de İzmir'de. Yoga dersleri vermeye keyifle, aşkla devam ederken yogaya ilk kez gelen, yoga ile tanışan katılımcıları gözlemlerken, şunları not düşmek geçti içimden: İlk kez yoga yapacaksın, bir şeyler gördün, duydun, bir arkadaş önerdi ve sana da cazip geldi, faydalarını okudun, aklına takıldı, ne yapabilirsin?  İlk kez yoga dersine gideceklere tavsiyeler... 1. Yoga bir spor değildir: Evet, yoga dersleri spor salonlarında da veriliyor, bazen pilates ya da dansla birlikte de karşımıza çıkabiliyor. Ama yoganın temelinde, sporda olduğu gibi bir "performans" derdi yok. Kaç ...

C-esaret

Resim
Yazı yazmaya yazmaya, zor geliyor tekrar boş sayfa önüne oturmak. Son sıralarda derslerimde ve kendi pratiğimde, hayatımda cesaret konusu ön plana çıktı “kendiliğinden”... Gitmek istediğim yerin manzarası. Ocak 2014- Güzelbahçe Kendi güvenli sayfaların arasında iki üç kelime karalamak böyle değil, ama şimdi belki kimse okumayacak, belki hiç tercih etmediğim kişiler okuyacak  bu yazdıklarımı. Biraz cesaret gerekiyor her şeyde. Basit bir yazıda bile. Cesareti nereden almak gerekiyor? Düşünüyorum. Bazen yukarıdan,  gökyüzünden.  Bazen aşağıdan, topraktan. Bazen, mümkünse, yakalayabildiysen içinde bu ikisine uzanmayı, dokunmayı, o zaman tam içinden geliyor galiba cesaret. Kalbinden, karnından hem gökyüzüne, hem toprağa doğru uzanan bir nehir oluyor insan ve bütünleşiyorsun her iki yönle. Bir oluyorsun. Cesur bir limon, Ocak soğuğuna inat güçlü, sarı ve zarif. Ocak 2014- Güzelbahçe.  Çok cesur biri olduğumu düşünmüyorum, ama yakaladığım zaman...