Kayıtlar

Yoga & Jazz

Resim
Müziksiz bir hayat düşünemiyorum. Yoga yaparken onu eksik etmiyorum. Derse hazırlanırken, müzik listemi de özenle hazırlıyorum. Sevmediğim hiç bir parça yer alamaz listemde. Kulağa hoş gelen, ruhu da okşar... Yağmurlu bir günde, pencerenin karşısına geçip, perdeleri iyice ellerinle köşelere itekleyip, pencereyi araladıktan sonra bir nefes... Yağmurun kokusu her zaman güzel. Belki bir ormanda olmak gibi değildir Kadıköy yakasındaki koku ama güzelliğinden yine de şüphe etmem. Güneşli günleri daha çok sevdiğimi, bir yaz çocuğu olduğumu, güneşten çok beslendiğimi bilirim. Yağmurla aram düzeldi, artık ondan da besleniyorum. Moral bozup, karanlık düşünceler arasında boğulmak daha kolay olabilir, ama matın ucuna geçip, müziği açmak daha iyi sonuçlar verdi. Bugünkü seçim Jazz olsun, albümün adı *'Therapy'. Yoga yaparken başka müzik mi kalmadı sorusu oluşabilir akıllarda, ancak ben yoganın her şeye açık olduğunu düşünüyorum. Her türlü müziğe açık yoga, her türlü insana, her şeye açık....

Dağın etrafında bir yılan

Resim
Kış etkisini gösterirken ruhumda, ara ara bir köşeye saklanasım geliyor. Rahatsız etmesin kimse beni, ben de kimseyi. Durayım köşemde, battaniye örtülsün üzerime ve öylece kalayım. Kış bitince, uykudan uyanır gibi tekrar başlarım eylemlerime psikolojisi kanımda dolaşmıyor değil ara sıra. Enerjim böyle azaldığı zamanlarda özellikle güç aldığım bir duruş var... Kobra . Bhujangasana - kobra Bhujangasana duruşunun sırt kaslarını güçlendirdiğini, kalp ve akciğerleri açtığını, strese, yorgunluğa iyi geldiğini, karın bölgesindeki organları uyardığını, kalçaları şekillendirdiğini, omuzları, göğüs& karın bölgesini esnettiğini vs. biliyorum. Son derece şifalı olan bu duruşun anatomik faydalarının dışında bir yaklaşımım var aslında. Kendimi güçlü hissetmemi sağlıyor. Gün içerisinde ders vermelerin, ders almalarının dışında birebir insanın kendiyle yaptığı çalışma apayrı oluyor. Günün akışında kendine vakit ayırmak, yogayla uğraşsan bile kendinle başbaşa yoga yapmak bazen zor gelse de artık b...

Olduğu gibi

Resim
"Gelsin... Hayat bildiği gibi gelsin!" Ceza'yı çok severim, Sezen Aksu tartışılmaz. Muhabirlik yaptığım zamanlarda Ceza ile röportaj yapabilme şansım olmuştu, çok samimi ve kibar bir adam olarak kazındı hafızama. Harbi adam. Nerden nereyeee... İstanbul'un arka fonda yer aldığı bir akşamda, kulaklarımda bu şarkı tüterken, Vinyasa dersimin etkisini kemiklerimde hissediyorum. Yoganın pembe bulutlar üzerinde uçmak, hayata abuk subuk bir açıdan bakıp, "oooh her şey muhteşem" gibi bir yaklaşıma sahip olduğu yanılgısı var. "Ee yoga hocası olmuşsun, uçuyor musun?" v.b. tatlı sorular da geliyor. Cevabım, uçmuyorum, tam tersine ayaklarım sıkı sıkı yere basıyor. Ayaklarımı yerden kesersem de ellerimi ayaklarım gibi kullanmayı öğreniyorum. Gerçeklerden, hayattan uzak bir ilüzyon değil yoga. Kelimelere dökülecek gibi de değil. Herkes kendi deneyimi yaşıyor, herkes kendi deneyip görmeli. Bu akşamki vinyasa dersinde, arka arkaya yapılan güneşe selam serilerinde ...

Korkular sarmış dört bir yanımı

Resim
Korkular. Burada nokta koysam. Bıraksam bu sözcük sizinle konuşsa. Hemen sayfayı kapamak, ne saçmalamış bu diyerek kaçmak, belki bir an kalakalmak; hangisi olur tepkiniz bilemiyorum. Ben ne yapardım bilemiyorum. Bu aralar ne yaptığımdan bahsetmek isterim lakin. Hepimizin birtakım korkuları vardır. 'Hayır' diyen, 'benim yok abi' diyen varsa bana yazsın. Osho 'nun Korku* isimli kitabını okuyorum. Kalbime, en rahatsız olduğum duygularıma dokunan bir kitap oldu. Seviyorum Osho'yu, kafa adam, tartışılmaz. Doğru söylemiş diye, beni açıyor bu kitap diye herkese tavsiye etmeye başladım son zamanlarda. Kitabı okumakla birlikte korkularımı daha iyi görür oldum, hatta kitabı okuduğum bu süreçte tüm korkular arttı sanki. Seviyorum bu yüzleşme süreçlerini, kendimi tanıyorum, kendimi tanımak istiyorum. Okudukça da anlıyorum ki, yol yanlış değil. İnsan içine döndükçe korkularından arınıyor. Osho diyor ki... Tüm korkuların nedeni tektir. Nasıl? Olur mu? Bu kadar basit mi? Evet...

2011& Kırmızı

Resim
Bu yılın rengi benim için belirlendi. Yeni yıl, yılbaşı, noel psikolojisine uyum sağlamakla bir alakası yok, amacım yeni yılda hayata köklenmek. Daha sağlam kökler, kırmızı rengi, birinci çakra, haydi kızım sal köklerini toprağa... Pazar gününe ikinci vinyasa pratik dersimle başladım. Nasıl yoruldum, nasıl zorlandım, anlatamam dicem ama bir güzel anlatacağım. Uzun uzun güneşe selamlar, yağmurlu bir İstanbul sabahına iyi geldi. Böyle günlerde hep Mazhar Alanson'un sesi çalar kulaklarımda, "bu sabah yağmur var İstanbul'da..." diye diye. Uzun güneşe selamlar, ısındırdı vücudu, bir de dersin ortasından sonra savaşçı serileri eklendi. İşte orada bende birkaç kilit belirdi, birkaç kilit çözüldü. Benim sorunum neydi? Birkaç aydır fark ediyorum, savaşçı duruşlarında bir sorunum var. Özellikle seri olarak ardı arkası sınır tanımayan savaşçı serilerinde. Elbette temel olarak yapıyorum duruşu, "eğitmen oldun yapamıyor musun" sorusu geçmesin kimsenin aklından. Gerçi ...

Dolunay ve dönüşüm

Resim
Dolunay varmış yukarıda. Dün akşam eve gelirken farkettim. Bugün tam halini alacağını algıladım. Eskiden deliler gibi ayın durumunu kontrol ederdim, işlerimi ona göre ayarlardım. Evlilik tarihi, yeni başlangıçlar, radikal değişimler. İyi yapmışsın diyenler olabilir içinizde. Ama artık vın gelir, tırs gider bana ayın durumu... Büyük konuşmak istemem ama uzun süredir astroloji ile arama mesafeler girdi. Benim adıma yararlı oldu; her ay düzenli Susan Miller okumalarım son buldu, güne başlarken günlük burcumda neler oluyor artık ilgilenmiyorum. Kaç saat ayırıyordum eskiden bilmiyorum. Astrolojiye saygım sonsuz, inanırım da, ama artık "eski" bir ilgi alanı benim için. Bence tüm gökyüzü bizim. Kötü bir şey olursa da olunca görsem yeter ve artar. Önceden bilmek istemiyorum bir süredir. Bırakalım sürpriz olsun. Nitekim bugün çevremde ayın hali ve insanların üzerlerindeki gerginlikleri ya da kötü bir şey olacakmış gibi beklemelerine tanık oldum. Önceki halimi gördüm yani. Bir önyar...

Akışına bırak

Resim
Akışındayım hayatın. İlk eğitimimin ardından bir sürü plan yapmaya kalkıştım. Planlarım kendi halinde kaldı, plan olma halinden dışarı çıkamadı ve hayat bana akmam gereken yönü gösterdi. Bir sonraki eğitimim olan Vinyasa Flow eğitimime bugün başladım... Akıyorum, akıştayım. Cihangir Yoga'da eğitmenlik yapan Mey Elbi 'nin Om Yoga Stilinde Vinyasa Flow yani Vinyasa Akış eğitimim bugün başladı. 1998 yılında New York'ta Jivamukti Yoga Merkezi'nde yoga yapmaya başlayan Mey, yine New York'ta yer alan Om Yoga Merkezi'nden eğitmenlik sertifikasını almış. Amerika'da, Kosta Rica'da eğitmelik yapmış. Yogayla yaşayan, değerli bir öğretmen kendisi. Om Yoga’daki eğitiminden sonra hemen Hindistan’a giden Mey, Mysore’da Sri Pattabhi Jois’un yanında Ashtanga Yoga uygulamalarında bulunmuş. 1998 yılından bugüne kadar birçok kursa katılan Mey Elbi, Godfrey Devereux ’ten aldığı 300 saatlik eğitimin ardından yoga ile olan bağını daha da derinleştirmiş ve köklendirmiş. Ders...