Kayıtlar

Mart, 2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Patenimle bir bahar daha

Resim
Paten sezonu bugün açıldı. Mart ayı mı Mayıs ayımı anlamadığım güneşli cumartesi gününde içimi bir telaş sardı. Güneşi doyasıya yaşamak, onunla temasta olmak şarttı bugün. Geç kalmadan dışarı atıldık sevgilimle. Güneş batana kadar da sokaktaydık. Sadece ben değildim böyle düşünen, tüm İstanbul aynı fikirdeydi. Bahar geldi, yaz gelecek... Bir bahar daha. Ötesi?




Ötesini bilmiyorum. Hiç bir şeyin. Kahvemi yudumlarken, kaçamak havuçlu kek lokmalarını mideme indirirken, güneşin insana verdiği harika etkiyi kanımda hissettim. Tüm gün. Yağmurun melankolik halini sevenler çoğunlukta mı bilmem, ben güneşle beslenmeyi seviyorum. Güneşe selamla/ Surya Namaskar, Aya selam/ Chandra Namaskar arasındaki farkı bu hafta içimde hissettim. İlk defa bu hafta verdiğim Vinyasa başlangıç dersinde, heyecanla Chandra Namaskar'a hazırlandım. Daha değişken, daha duygusal, daha yumuşak geldi bana Aya Selam serileri. Kesin sonuçlar vermek, akıllarda bir fikir uyandırmak değil amacım. Benim bu haftaki hislerim…

Değişimin gücü

Resim
"Bugün hiç ayaklarına baktın mı?"sorusunu sorduğumda genelde öğrenciler bunu bir espiri gibi algılıyor. Halbuki ben gayet ciddiyim...

Değişmeyi her zaman çok sevmişimdir. Değişimin hassas bir noktası olduğunu biliyorum, bunu zamanında birkaç kez deneyimledim. Daha önceleri bir hışımla yapardım değişimleri, değişimden çok bir yıkım gibi oluverirdi. "Olsun ve bitsin, gideyim ve kurtulayım" psikolojisiyle yaptım. Yaptım, sonrasında arkama doğru baktım ve yıkmak pek de iyi gelmemişti bana. Sakinlikle, yıkmadan, kırmadan yapılabilirmiş her şey...
İşimden sıkılırdım, dayanamazdım bir şeylere, çeker giderdim. Biraz zorlanırdım okulla işi yürütmeyi, orta yol yerine yine basardım istifayı. Hep karalar, hep aklar olurdu. Bir an gurur duyardım kendimle, bak ne kadar güçlüsün, bu tarz kararlar alabiliyorsun diye. Ama bu sadece kontrolsüz bir güçtü ve bu güç yapıcı değil, yıkıcı oldu. Çok büyüdüğümü sanmıyorum ve pek de büyümenin hayalini kurmuyorum ama yürürken ayaklarımın altı…

Yaz tebriklerle

Resim
Ne varsa insanın ilk blogunda var. İnsan bir şeye alışınca, yeni bir şeye başlamakta zorlanıyor. Blog konusundaki zoraki değişiklik, içimdeki yazma isteyeni bir süre askıya aldı. Sanki yazmayı unutmuş gibi hissediyorum. Uzun süre denize girmemek, suya atlayıp bir an bocalayacağını zannetmek, hafif tedirgin olmak...


İçimde çeşitli meseleler var. Bir çark gibi dönen, arasıra çarkın dikenli yerini hissettiğim, biraz geçince çarkın rahatsız etmeyen noktasına takıldığım, sonra bu döngünün değişik aralıklarla devam ettiği meseleler. Duvarlar örülmüş gibi olabiliyor bazen etrafına. Duvarı istediğin gibi adlandırmak, duvarın rengini ayarlamak içindeki meseleye dayanıyor. İçime. Adım atıyorum, biraz yürüyorum önüme bir duvar çıkıyor. Bu duvarı istersem tekmeleyebilirim, istersem duvarın üzerine çıkmaya çalışabilirim, duvarın altından kendime bir tünel açabilirim. Yapabileceğim bir sürü seçenek önümde mevcut.


İnsanın hafif ya da demlenmiş bir karamsarlığa kapılması, bu işin devamının nasıl gelec…

Yeni blog

Sevgili Yogaistanbul takipçileri, bundan sonra http://www.yogaistanbul.wordpress.com/ adresinden devam ediyorum yazmaya. Sizleri oraya bekliyorum, sevgiler...

Namaste.