2 Nisan 2017 Pazar

Tanımlamalardan Açıklığa: Meditasyon

Devrim Öztürk Çınaroğlu ile çalışmalarımıza devam ediyoruz. 

Uzun bir aradan sonra tekrar yazı yazmak heyecan verici... Yeni bir defter, defterde yeni bir sayfaya başladığım bir dönemdeyim birçok açıdan. Tam yeni bir sayfa mı, yoksa bir döngünün içinde eskiden kaldığım bir yerden mi devam ediyorum... Tanımlaması zor. Ama önemli olan kısmı, sağlıklıyım, mutluyum, umutluyum :) 

Tanımlamalar hayatımızda ne çok yer tutuyor... 

Geçen gün bir arkadaşımla sohbet ederken, 3 yıllık İzmir maceramın ardından yeniden İstanbul’a dönmemi nasıl tanımlayacağımı bilemedim. Ve bunu rahat bir hisle ifade ediyorum, tanımlamak istemiyorum, tanımlama ihtiyacı duymuyorum. 

Tahmin edilen şekilde kötü hissettirmedi- çevreden gelen yorumlar bile gölge düşüremedi içime: "İzmir bırakılıp gidilir mi İstanbul’a?" Yani, bazı mecburiyetler ya da koşullar neyse yapılabilir açıkçası. Ayrıca kabul edelim, yaşadığımız olaylar, anılar bizde mekanların tadını, hissini bırakıyor. Ben İstanbul’dan güzel hislerle gittim, İzmir’den de yine güzel hislerle geliyorum. Hayatın ne getireceğini, iyi oldu kötü oldu gibi iki kelimeye sığdıramayacağımı biliyorum, bu şekilde tanımlamalarla tüm yaşanan deneyimleri sınırlandıramayacağım. 

Öncesinde bana sorsanız, her şey siyah ya da beyazdı. Yoganın etkisi, renklere takılmamayı, iki seçenekte bıçak gibi kesmemeyi, matın üzerinde sadece bağ dokularını ya da kaslarını değil, aynı zamanda zihnini, dünyaya, dünyana bakışını açıyor, renklendiriyor şükür. 

Tanımlar sınır, sıkışıklık yaratıyor hayatımızda. Ufkumuza leke düşürüyor, güneşin gözlerimizden kalbimize girmesine engel oluyor. Tıpkı meditasyonda araştırdığımız o hal, açıklık kayboluyor.

Bunun yerine şimdiden bakmak yerine, başka bir yerden bakmak oluyor sanki. Ben, şu anda ne hissediyorum? Önceden bilinecek bir konu değil. Sonradan yorum yapsan da, tam o anda hissettiğini yansıtacak dürüstlükte değil.

Şimdi, o meşhur şimdi... Çocuksu bir hal. Belki unuttuğumuz yaş aldıkça. Yaş aldıkça, eski bilgilerimize, içteki datalara daha çok başvurduğumuz bir hale geçebiliyoruz. 

“Ben var ya ben, insan sarrafıyım, ne tecrübeler geçirdim...” Burası bence şimdi değil. Burası evet belki tecrübe, ama dünden yaşayan bir yer. Burası, korkan bir yer, geçmişe sığınmaktan yana olan ve bugünün o “belirsizliğine”, “tanımsızlığına”, “sürprizlerine” kendini kapatan. Tazelik, yenilik ve esen rüzgarın şiddetine saçlarını açamayan bir yer. Tecrübe ve açıklık arasında denge şart. 

Bazen orada kalabiliriz, geçmişimizde, hareket etmek istemeyebiliriz kendi korunaklı duvarlarımızın dışına. Ama hep orada olursak çok yazık olmaz mı? Tüm hayatı güvenli demir pencerelerin ardından yaşamak... Osho'nun dediği gibi "yaşamak" değil. 

Ben de tanımların, garantinin, güvenliğin insanıydım- halen üzerine çalışıyorum. Sağolsun hayat, nerede diretiyorsak, oradan zorluyor ve şimdi tanım yapmak yerine, bilindik alanlar aramak yerine, daha çok kendimi açıklığa bırakmayı öğreniyorum kendi ritmimde. 

Ne yapabiliriz daha çok açıklık için hayatımızda?
Meditasyon! Dene, sadece 10 nefes kendin için. 

Mesela: Otur bir sandalyeye. Özellikle kendini çok karışık, düşünceler arasında boğulmuş hissettiğinde de deneyebilirsin ya da gündelik hayatının bir parçası haline getirip her gün kendine sadece bir beş dakika ayırabilirsin.


Basit meditasyon:
1. Sandalye üzerinde veya  yerde basit bir bağdaş şeklinde otur, çok yorgunsan sırt üstü yere uzan (altına mat ya da bir battaniye serip)

2. Gözlerini kapat, derin bir nefes ver ağzından. İyi geldiyse tekrarla (istediğin kadar)!
Derin bir nefes al (mümkünse burnundan, değilse o gün nereden nefes alıyorsan sorun yok), ağzından bırak nefesi...

3. Omuzlarını gevşet, kollarını ve ellerini, ellerin dizlerinin üzerinde durabilir rahatça.

4. Bedeninde neler hissediyorsun bir bak. Bugün neresi yorgun, gergin? Bir sonraki nefes verişinle, oraları gevşetmeyi dene. Hiç gevşeyemediğini fark edebilirsin, sorun değil.

5. Sadece 10 nefes alıp ver. Dikkatini nefes alışında ve verişinde tutmayı araştır- bir oyun gibi. Dikkatin başka yere sıçrayacak – düne/20 yıl önceki sevgiline/ akşam yapman gereken bir işe/ almak istediğin elbiseye/ karnının acıktığına/ sırtının kaşındığına vs.- sen aklından geçeni fark et, tekrar nefesine geri gel. Sadece 10 nefes!

6. Her nefes alışını taptaze bembeyaz bir enerji yüklemesi olarak düşün bedendeki hücrelerin adına, her nefes verişini içinde gereksiz olanı gri bir toz/ dumanı serbest bırakır gibi hisset ve rahatla.

7. Sadece 10 nefes.


Neden bu çalışma? Şimdide kalmak bu! Nefes alış ve nefes veriş. Beynin, hücrelerin ve ruhun için bir mola. Düne gidip öfkelenmemek, düne gidip kendini hırpalamamak adına, geleceği sıçrayıp endişelenmemek adına. Dürüstçe, açıkça en gerçek zaman dilimi olan “şimdiye” geri gelmek adına, bedenin dinlenecek. 10 nefesi kendine ayırabilirsin. İnstagram ya da internette geçirdiğin sürenin kaçta kaçı? Bu güzelliği kendine yap. Tüm tanımlamalar, zorunluluklar ve kalıplardan arınmanın, hafiflemenin ve rahatlamanın bence en basit yolu nefes ve farkındalık, yani meditasyon çalışmaları.

Hep hatırlat kendine: Mola vermek, rahatlamak, çağımızın gereği "çok güçlü olmanın" tek yolu. Bence insan olmak, rahatlık ve hayata, birbirimize güvenden geçiyor, sadece unuttuk.

Yeniden İstanbul’dayım, ağırlıklı olarak Anadolu Yakası’nda derslerime ve çalışmalarıma devam ediyorum. Bir sonraki çalışmam 8 Nisan Cumartesi, saat 11.00’de İstanbul Suadiye’de. Her seviyeye- herkese açık bir çalışma- yoga yapmış olmana gerek yok: Doğru Nefes&Nefes Teknikleri için buluşuyoruz.

Namaste!



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder