1 Ekim 2010 Cuma

Meeting Dharma Mittra


Film adı gibi oldu başlığım ama benim için aynen öyle oldu. Hava yağmurlu, saat trafiğin doruk noktası, ben ve canım arkadaşım Esra arabada mekana doğru yaklaşırken "acaba geç mi kaldım" sorusunu içten içe kendime fısıldarken, bir de baktım karşımda Dharma Mittra. Aynı anda toplantı salonuna yöneldik, elbette önce bir güzel fotoğraf çekildik. Sempatik, mütevazi ve huzur veren bir enerji... Guru dediğin böyle oluyormuş demek ki!




Asıl ismi Carlos Augusto Vargas, 1939 yılında Brezilya'da dünyaya gelmiş. Saçlarda aklar var ama kesinlikle 71 yaşında göstermiyor. Gençliğinde güreş ve halterle uğraşmış, hava kuvvetlerinde 7 yıl çalışmış, 1959 yılında yoga yapmaya başlamış. Hocası Sri Swami Kailashananda ile 1964 yılında tanışmış ve adamış kendini yogaya. Ne iyi yapmış...

Uzun yıllar gurusunun ashramında kaldıktan sonra, Yoga Asana Center'i kurmuş New York'ta, bugünkü Dharma Yoga Merkezini yani. 1984 yılında (benim doğum yılımda) Master Yoga Haritası'nın 908 duruşunu tamamlamış. Birçok kişinin gözüne tanıdık gelen bu harita, dünyanın birçok yerinde yoga okullarının, yoga severlerin duvarlarını süslüyor. Duruşların 1350 tanesini yaparken bizzat kendini fotoğraflayan Dharma Mittra, posterdeki çizimleri de kendi elleriyle çizmiş. Ne titizlik... Şaşkınım, şaşkın!






Yoga Şala'nın düzenlediği İstanbul'daki Dharma Mittra günlerinin ilkine katılan ben, neler öğrendim? Sri Dharma Mittra dedi ki:
"Eğer Tanrı'ya güvenirseniz, her şey kendiliğinden gelir." Oysa Tanrı ile olan ilişkimiz genelde talepler, istekler, ricalar, koşullamalar, yalvarmalar üzerine değil mi? Öyle. Bence öyle. Bende öyle.

Tanrıyı olduğu gibi sevmenin, ondan bir şey istememenin, sadece sevip, bir çiçek armağan etmenin, ona "ne kadar mükemmelsin" demenin Tanrı ile aramızda harika bir uyum yakalanmasına neden olacağını söyledi Mittra. Mantıklı mı? Evet mantıklı, çünkü sadece bir talep, istek bildirmekten, "Bana şunu ver, bunu ver, yardım et..." gibi cümlelerden kimsenin, Tanrı'nın bile hoşlanmayacağını unutmuşuz ya da hiç aklımıza getirememişiz sanki. Ayrıca Tanrı'yı uzaklarda aramanın son derece saçma olduğunu belirten Dharma Mittra, "Tanrı içimizde, Tanrı benim" inancına sahip. "Yoga yaparak tüm bu bilince ulaşmak mümkün" diye ekliyor Mittra.

Maddi mutlulukların bizi bir süre mutlu edeceğini kabul eden Mittra, bunların geçiciliğine dikkat çekiyor. Gün gelir maddiyat mutlu etmez, dünyevi zevklerden mahrum kalırsınız, büyürsünüz, yaşlanırsınız. "Yaş ilerledikçe, yalnız kaldıkça, ölüme yaklaştıkça dışardan gelen mutluluk azalmaya başlar" diyor Dharma Mittra. Mutluluğu parada, insanlarda aramak bir yere kadar. Sonrasında, yaşam döngüsünde bu mutluluk nedenlerin olmama hali, derin bir keder, hüzün, mutsuzluk oluyor. Etrafınıza şöyle bir bakın yeter. Mutluluk içimizde.
Basit bir cümle gibi, "ay bilmiyor muyuz canım" diyor insanın bir yanı. Ama bence bilmiyoruz. Bilsek bu kadar mutsuz olmayız. Hatırlamak ve mümkünse uygulamaya başlamak şart. Olayın bilincine varmak lazım, yüzeysel kalmamalı bu bilgiler. Yoga yapıyorum diyip geçmemek, tüm bu bilince hakim olmak gerekiyor sanırım. Dharma Mittra, yoganın son derece basit olduğunu, tekniklerini ve bilgilerini uygulamanın yeterli olduğunu birkaç kez tekrarladı sohbet sırasında. Basit ama kurallar var, teknikler var.

"Bilgi, tüm acıları yok eder. Bildiklerinizi paylaşın" diyen Dharma Mittra, bilginin kesinlikle beynimizin içinde saklanmamasından yana. Ben bunu biliyorum, aman kendime saklayayım, sadece benim bilgim olsun yoga yapanlarda, hele hele yoga hocalarında olmaması gereken bir durum. Ne kadar haklı. Bu zihniyet, bence zihniyet değil. Varsa bir bildiğin, bunu paylaşacaksın. Nereye geliyoruz buradan, bir işimize yaramayan egoya...

Egoyu aşmak zorunda olduğumuzu defalarca vurgulayan Dharma Mittra, bu sayede ruhsal gücümüzün artacağını, acı çekmeyeceğimizi belirtti. Her hareketi muhteşem yapmanın, ayağımızı kafamıza kadar getirmenin bir anlamı olmadığını da ekliyor aynı zamanda. Güçlü olmak, sağlıklı olmak, içimizdeki mutluluğu keşfedebilmek yoganın amacı.

Beden kavramına günümüzde acayip bir anlam yüklendiğinden de bahseden Mittra, bedenin her şey olmadığını, sadece bir biçim olduğunu, hastalandığını, öldüğünü vurguladı. Evet, bedene ihtiyacımız var, sağlıklı olmalıyız, iyi bakmalıyız ama her şey beden değil.


Bu hafta vejeteryan haftası (her yıl ekimin ilk haftası) olmasının da vesilesiyle, sohbet boyunca sık sık vejeteryanlığa dikkat çeken Mittra, "ineklerin de bir ailesi var, onların da çocukları olduğunu düşünün" diyerek beni kalbimden vurdu. Bedenin etsiz kalmaya, bu tarz oruçlara girmeye ihtiyacı olduğunu belirtti. Bir dönem vejeteryan olan ben, bakalım ne zaman tam uygulamaya geçeceğim?

Acı çekmenin temel nedenlerine de değinen Dharma Mittra, kendini beğenmişliğin, egonun, bu dünyadaki her şeyin sonsuz olduğunu düşünmenin, sürekli bu hayata tutunmak için çalışmanın başlıca sebepler olduğunu belirtti. Yoganın adımlarını teker teker anlatan, çeşitli chakra meditasyonları yaptıran Dharma Mittra ile tanışmak, onu dinleyebilmek benim için harika bir deneyimdi. Bakalım sırada hangi guruyla tanışacağım?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder