10 Ekim 2010 Pazar

Suyun üzerinde bir tekneyim...

Bugünkü yoga yazıma değişik bir noktadan başlamak istiyorum. Ekim'in aralık ayı gibi geldiği güzel, karanlık İstanbul günlerinde Film Ekimi başladı. İki film izleme şansım oldu şu ana kadar. İzlediğim ikinci film Jack'in Kayık Gezintisi oldu. Bu hafta yoga eğitmenlik sınıfımızda ders anlatıyoruz ve herkes bir çok sevdiği, bir de zorlandığı duruşu alıyor. Sevdiğim duruş tekerlek, zorlandığım duruşsa tekne ya da diğer adıyla kayık....





09.10.2010: 3 haftadır görmediğim Özlem Hoca, güzel bir müjdeyle bana günaydın dedi. Bir mutluluk, bir hayat enerjisi sardı içimi, dışardaki garip hava bana mısın demedi. Matım üzerinde yatarken, gördüğüm yeşil ağaçlar ve arasıra gözüme takılan bir karga bana kendimi harika hissettirdi. Gel gör ki, bugün ders anlatma, 2 duruş anlatma günüydü. İlk anlatan arkadaşımız Gonca oldu. Öyle bir anlattı ki... Uff, dört dörtlük bir yarı köprü anlatımı yaptı sağolsun. Ardından sıra bende olmasına rağmen, bir gün daha hazırlanma kararı alıp erteledim.





Ama hayat öyle ertelediğin gibi gitmiyor, yapılan birkaç duruştan sonra Özlem Hoca, "Gel tekerleği anlat, şimdi çok iyi olur bu duruşun üzerine" diyince, bana da kalkıp kös kös anlatmak düştü. Adam gibi anlatamadım ama coşkulu, enerjik ve hevesli sınıf arkadaşlarım tekerleği uygulamaya daldılar. Bu şekilde kaynadı benim tekerlek anlatımım. Ancak yarın paripurna navasa yani tekne duruşunda olacak sıra. Bu sefer hazırım...

Hareketi tam yapmakta oldukça zorlanan ben, harika bir cümle okudum az önce bu duruşun anlamıyla ilgili. " Tekne, birini ya da bir eşyayı su üzerinde taşır. Bu duruşta bir yandan zor bir şeyi taşımaya, ona katlanmaya, dayanmaya dair kuvvet buluruz, güçlü davranırız. Kendimize bu konuda güveniriz, mücadele ederiz. Diğer yandan ise kendimizi serbest bırakmayı, başkası tarafından taşınmayı, teslim olmayı, sürüklenmeyi öğreniriz. Bugüne kadar reddettiğimiz, yüzleşmediğimiz, kabul etmediğimiz bir konuyu örneğin..."

Tüm bu alıntı, benim bu duruşu yapmamda neden zorlandığımı açıklıyor. Kendi adıma. Taktım bu duruşa. Zorlamamam lazım, takmamam lazım, henüz hazır değilim belki ve daha sakin olmalıyım, olduğu kadarıyla yetinmeliyim. Bakalım bunu öğrenecek miyim? Sanırım öğrendiğim anda "şak" diye yapacağım duruşu.


Ne de olsa eğitmen her duruşu yapabilmek zorunda değil ama her hareketi %100 bilmek zorunda. Bu kadar kapsamlı öğrenmek beni acayip zenginleştiriyor. Teşekkürler yoga.


2 yorum:

  1. Yoga ne kadar hayat demek bir yandan da bunu öğreniyorsun aslında ve bize de öğretiyorsun. Ve izlediğimiz bir filmin adının bu kadar yaşadığın bir ânı karşılaması da ne kadar hoş değil mi:)

    YanıtlaSil
  2. kesikli öyle zerom:)
    daha bugün bir arkadaşla konuştuk, "yoga hayat bilimi" dedik...
    öğreniyoruz.
    en güzeli sanırım bu.

    YanıtlaSil