5 Aralık 2011 Pazartesi

Gözler

Yoga hakkında okumak çok güzel. Yoga hakkında yazı yazmak da iyi geliyor bana. Ama yoga yapılmaktan ibaret. Hakkında konuşulacak çok şey de yok diyip geçebiliriz, katılıyorum. Yap yoganı ve sana kalsın. Herkesin yolu kendine. Ancak öyle anlar oluyor ya da kişilerle karşılaşıyorsunuz ki, baya keyifli oluyor bu konuşmalar, yazışmalar.

Blogumu yazmaya başlarken bir amacım var mıydı? E biraz kendimi tanıtayım, biraz içimdeki heyecanı yansıtayım, içimden geçenleri paylaşayım… Tüm bunları istedim elbet.  Yola çıkarken başına neler geleceğini bilemiyorsun ya, öyle oldu bu blog deneyimi de benim için.

İlk başta yazarken kendi arkadaşlarıma, aileme okutmaya çalışıyordum. Bir süre sanki sadece kendim yazıp kendim okuduğumu sanıyordum. Sonra geri dönüşler olmaya başladı, acı-tatlı, şaşırdım çünkü yazdığım bende kalmıyordu, hiç ummadığım gözlere değiyordu. Bu arada acı ve tatlının birarada olduğu tadları çok severim.

Yoga dersi vermekten acayip keyif alıyorum. İddialı değilim, iddianın yogada ne işi var onu da bilemiyorum. Çok iyi eğitmenler var tüm dünyada ve elbette Türkiye’de, iddialı olmaya gerek yok, kimin ne kadar yıllarını verdiği, kendini bu işe adadığı, işlerinde derinleştiği belli oluyor zaten.  Işığından, sesinden, gözünden. Ah o gözler yok mu…

Gözler kalbin aynasıdır derler, geçenlerde çok sevdiğim bir arkadaşımla konuşuyordum ve hem fikir olduk: Gözler insanların tüm enerjisini yansıtan ve yalan söyleyemeyen ilk&tek noktalar. İster sevdiceğiniz olsun, ister patronunuz veya ister kendiniz. Gözler ruhu yansıtıyor.

Eğitmen öğrenci ilişkisi bence enerjilerin en hızlı kesiştiği alanlardan biri. Ben yoga yaparken, bir eğitmen eşliğinde yaptığımda sevdiğim, hoşuma giden enerjileri tercih ediyorum doğal olarak. Bu ilk günden beri öyle oldu.  Güzel mor renkli bir ametist taşı gibi çekiyor sizi ihtiyacınız olan. Gözler kapalı olsa bile işliyor bu mekanizma. Tam tersi, kendim ders verdiğimde yine öğrencimin gözlerinden anlıyorum dersin ona ne kadar iyi geldiğini.  Bu da bana keyif veriyor. Gözler ruhun hallerini de yansıtıyor etrafa. Çünkü…

Gözler karaciğer enerjimizle doğrudan bağlantılılar. Meridyen teorisine göre*, “karaciğer enerjimiz kasların, tendonların, tırnakların, ellerin ve ayakların sağlıklı olmasını sağlar. Gözlerden hisleri anlaşılır, gözler sağlıklı karaciğer enerjisini yansıtır. Aynı zamanda görme hissimizle bağlantılıdır ve gözlerle örtüşür.”


“Dengesiz hisler, kronik kızgınlıklar, patlayacak gibi olma, tuhaf sosyal tavırlar”, diye tanımlıyor Sarah Powers kitabında karaciğer enerjisinin dengesiz olduğundaki duygusal halleri.  Herkes zaman zaman kızabilir, öfkelenebilir de. İnsanız sonuçta. Ancak durum aşırıysa, orada biraz  durmakta, dengesizliği toparlamakta fayda var. Zira karaciğer anatomik özelliklerinin dışında, enerji açısından genel sağlığımızın temelini oluşturuyor. Karaciğer enerjisinin uyumlu olduğu his şefkattir, diye bahsediyor Powers Yoga’nın Özü kitabında. Güzel bir Yin yoga serisi uygulanabilir, meditasyon yapılabilir. Ne de güzel gelir.

Bloguma bugün teşekkür borçluyum, sesimin ulaştığı güzel bir okurla tanışma fırsatı buldum onun sayesinde. Kendisi yoga hakkında baya okumalar yapmış, ancak henüz fazla uygulamamış. Ona da bugün tavsiye ettiğim gibi, yogayı deneyiniz. Yoga yapmanın ne olduğunu severek konuşabiliriz, yazabiliriz, isteyen okur, ilgilenmeyenin zaten umrunda bile değil. Tüm bunların hiç biri yoganın tam kendisi değil. Yoga üzerine o kadar.  Ama Krishna Pattabhi Jois’un da dediği gibi, yoganın %99’u pratik. E o zaman?

Sevgiler.


* Yoga'nın Özü, Sarah Powers, YogaŞala Yayınları, S.58 



2 yorum:

  1. Arkadaşım nasıl iyi geliyor seni okumak, ama en çok özlediğim seninle yoga yapmak... Hep diyorum ama bir türlü kendimi disipline edemedim. Yeni yılda hayatıma çıkmayacak şekilde girmesini dilediğim enerjilerden biri yoga. listenin başında yer alıyor.

    YanıtlaSil
  2. İki günlük izni olursa bir şefin, demektir ki yoga yapabilir:) minik stüdyom seni bekler, gel zero gel!

    YanıtlaSil