25 Ocak 2011 Salı

Yoga & Jazz

Müziksiz bir hayat düşünemiyorum. Yoga yaparken onu eksik etmiyorum. Derse hazırlanırken, müzik listemi de özenle hazırlıyorum. Sevmediğim hiç bir parça yer alamaz listemde. Kulağa hoş gelen, ruhu da okşar...




Yağmurlu bir günde, pencerenin karşısına geçip, perdeleri iyice ellerinle köşelere itekleyip, pencereyi araladıktan sonra bir nefes... Yağmurun kokusu her zaman güzel. Belki bir ormanda olmak gibi değildir Kadıköy yakasındaki koku ama güzelliğinden yine de şüphe etmem. Güneşli günleri daha çok sevdiğimi, bir yaz çocuğu olduğumu, güneşten çok beslendiğimi bilirim. Yağmurla aram düzeldi, artık ondan da besleniyorum.

Moral bozup, karanlık düşünceler arasında boğulmak daha kolay olabilir, ama matın ucuna geçip, müziği açmak daha iyi sonuçlar verdi. Bugünkü seçim Jazz olsun, albümün adı *'Therapy'. Yoga yaparken başka müzik mi kalmadı sorusu oluşabilir akıllarda, ancak ben yoganın her şeye açık olduğunu düşünüyorum. Her türlü müziğe açık yoga, her türlü insana, her şeye açık. Kapılarını kapamayan, seni her zaman kabul eden bir dost. Jazz'ı da kabul eder. Etti de.

İlk ben değilim jazz eşliğinde yoga yapan, iddiam yok, önerilerim olabilir sadece. Doğumu 1900'lü yıllara dayanan köklü Jazz'ın beni en çok çeken özelliği emprovize olması. Doğaçlama halini yogada da buluyorum. Kendi yoga çalışmalarım için geçerli bu daha çok. İçimden nasıl gelirse, içime doğduğu gibi hareketlere yöneliyorum. Kolay değil içinden geldiği gibi davranmak, doğaçlama olabilmek, doğal olabilmek.

O kadar çok plan, program yapmaya çalışıyoruz ki... Yanlış yapmayayım, geç kalmamayın, ondan geri kalmayayım, kontrol, dikkat, hesaplama. Tüm bunların arasında biri sana doğaçlama hareket et dese, ne yapacağını şaşırabilirsin.

Jazz'da en çok sevdiğim özellik: ruhu var. Ruhu olan bir müzik ve bunu ilk tınısında sana armağan ediyor. Çekinmiyor, çok uzun zaman harcamana bile gerek kalmıyor, Jazz ruhunu sana açıyor. Yoga da öyle. Yoga, kendi ruhunu hissetmen için sana elinden gelen her şeyi yapıyor. Seni sana yaklaştırıyor, seni senle tanıştırıyor, seni senle bırakıyor. Kal orada. Biraz daha... En son ne zaman ruhunu hissettin? Gözünden yaş akarken, gülerken... Hissediyor musun ruhunu? Yoksa öylesine mi her şey?

Yogayı, kendini kendi doğallığına bırakmak, oraya geri dönmeyi araştırmak olarak görüyorum bugünlerde. Jazz'ın yumuşacık ezgilerinde, içini minik minik kıpırtadan ritminde yoga yapmak içinizde terapi etkisi yaratabiliyor.

Denemek gibisi yok.

* Therapy, Kerem Görsev- London Philharmonia Orchestra

4 yorum:

  1. Geçen gün son yoga yaptığımızdaki halim geldi aklıma bu yazıyı okurken. İlk kez bu kadar müzikle iç içe girdiğimi farketmiştim yoga yaparken. ilk kez böylesine müziği farkettiğimi, müziğin içime girdiğini...

    Özellikle çok sevdiğim jazz albümleri vardır, bu tecrübeyi yaşamak eminim çok keyifli olacaktır. bir gün istiyorum:)

    YanıtlaSil
  2. Jazz eşliğinde yoga! kulağa gayet hoş geliyor . .ben yine de reiki ya da meditasyon yaparken ya da benim için en iyi meditasyon olan yazarlık işlerimle uğraşırken dinlediğim birkaç aydınlatıcı müziği yazmak istedim. Yoga ile pek güzel gideceklerini düşünüyorum, naçizane fikrimdir tabii bu :)) keyifli günler..

    Bruno Coulais Himalaya soundtrack
    Sayama -özellikle sacred healing waters-
    Karunesh
    Satkirin Kaur Khalsa - Lightness Of Being

    YanıtlaSil
  3. Kulağa hoş gelen, ruhu da okşar..
    Tavsiye edileni dinliyorum hemen :) Sevgiler..

    YanıtlaSil
  4. @ zero: canım benim, sınavını da başarıyla atlattığına göre, Türkiye'nin en taze şefine staj öncesi jazz eşliğinde yoga hakkındır:)

    @ aydedeye havlayan: reiki ve meditasyon yapman harika bence, yazı yazmak, müzik dinlemek ve dans etmek de bir yoga kadar etkili. zira ben de habire yazıyorum senin kadar profesyonel olmasa da. şarkı önerilerine en kısa zamanda kulak kabartacağım. teşekkür ederim:)

    @ larenta: yorum için teşekkür ediyorum, iyi dinlemeler ve sevgiler!

    YanıtlaSil